Tag Archive | banu aydınoğlugil

Hasankeyf Tarihine Bakış ve Otomatik Abdest Makinesi

Doç. Dr. Adnan Çevik’in Hasankeyf’le ilgili konuşmasından notlar…

Toplumların tarihe ve mekana sorular sordukça ilerleyeceğini belirten Adnan Çevik, Hasankeyf’deki tarihi ve arkeolojik kalıntıların değerlerini ortaya koyarak Ilısu Barajı’nın yapımı ile neleri kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzun vurgusunu yapmak amacıyla bu raporu hazırladığını belirtti.

Hazırlanan Hasankeyf raporunda öncelikle bu bölgenin önemine değinilmiş. Tarih öncesi dönem dediğimiz prehistorik dönemden günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmış Hasankeyf. (Şu anda halihazırda devam eden Doç. Dr. Yutaka Miyake başkanlığında devam eden Neolitik dönem Hasankeyf Höyük kazılarında bilinen en eski tarih M.Ö. 9500 olarak belirlenmiş). Ayrıca insanlık tarihinin ilklerinin yaşandığı bir yer olduğu belirtiliyor.

 

Küçük Saray;

Kalenin kuzey-doğu ucundadır. 1328 yılında Eyyubiler tarafından yapılmıştır. 

 

 

Hasankeyf’de ayakta kalarak günümüze değin ulaşan mimari eserlerin hemen hemen tümü Artuklu ve Eyyubi dönemlerine ait İslam tarihinin kalıntılarıymış. Hasankeyf’in gerçek kimliğinin, yıldızının parladığı dönemin XII.-XV. yüzyıllarda Artuklu ve Eyyubi hakimiyetindeki dönem olduğu savunuluyor (şüphesiz bu iddia tarihin hangi dönemine ilgi duyduğunuzla ilgili). Hasankeyf Artukluları 130 yıl, Eyyubilere ise 2,5 asır ev sahipliği yapmış.

 

Baba Haydar Türbesi;

XIV-XV. yüzyıllardan kalan önemli dini yapılardan.

 

 

Hasankeyf ayrıca Asur yazılı kaynaklarında anılmaktadır. Ancak IV. yüzyıla kadar adı yazılı kaynaklarda anılmayan şehir, daha sonra tekrar Roma-Pers ve Bizans- Sasani dönemlerinde stratejik önem kazanmış (tabii yazılı kaynaklarda anılmaması Neolitik dönem ile Asur dönemi arasında yerleşimin sekteye uğradığı anlamına gelmiyor, arkeolojik çalışmaların aslında göreli olarak yeni başladığı Hasankeyf’de kapsamlı kazılarla bu ara dönemlerin de kalıntıları bulunabilir. Ancak şehir su altında kalacağından belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz). Yine şehir klasik ilkçağda Kipas veya Cepha/Cephas (Cefa/Cefas) diye adlandırılmış ve 451 yılında bir piskoposluk merkezi olarak anılmış.

Hasankeyf, yanlızca bu binlerce yıllık geçmişiyle değil ayrıca yüzyıllarca bölgenin ilim ve kültür merkezlerinden biri olmasıyla dikkat çekmekteymiş. Hem Artuklu, hem Eyyubi hanedanlarına başkentlik yaptığı dönemlerde Hasankeyf yetiştirdiği alimlerle Diyar-ı Bekr’in en gözde bilim merkezlerinden biri durumundaymış.

Bu alimlerden belki de en ilgi çekici olanı Artuklu Hükümdarı Nasrıüddin Mahmud’un hükümdarlığı döneminde yaşamış olan Ebu’l İz b. İsmail b. Rezzaz el-Cezeri olmuş. Sibernetik (robotik) ilminin kurucusu kabul edilen büyük İslam alimi ve mühendisi el-Cezeri, o dönemde El-Ameli’en Nafi fi Sına’ati’l Hiyel (Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap) adlı eserini yayınlamış. Başka bir kaynaktan öğrendiğimize gore ise el-Cezeri, yaşadığı dönemde sarayın kısıtlamaları ve hükümdarların bitmez bilmeyen istekleri yüzünden halka yönelik çok fazla eser ortaya koyamamış. Ancak oldukça ilginç: Otomatik Abdest Makinesi, Kimin İçki İçeceğine Karar Veren Kadeh, Müzisyenli Su Saati, İçki Meclisleri İçin Danslı Müzikli Rulet Oyunu, İçinden Değişik İçkiler Akıtabilen Marifetli Kap, Sultana İçki Sunan Robot, Sultanın Kadeh Artıklarını İçen Robot, Şifreli Kutu Kilidi gibi mekanik ve robotik icatları pratiğe dökmüş.

 

Hasankeyf’de kazılar devam edebilse, belki de, bilime mekanik ve hidromekanik alanlarda ilklerin imzasını atmış olan ve Leonardo da Vinci’den 250 yıl once yaşamış el-Cezeri’nin yaptığı bu mekanizmaların parçalarına rastlayabiliriz.

 

 

 

 

Ilısu barajı yapıldığı takdirde su altında kalacak olan bu şehir insanlık tarihinin birçok bilinmezini, sırrını dönüşü olmayacak şekilde beraberinde götürecek…

                                                           Arkeolog Banu Aydınoğlugil

Dicle’de 10 Gün Projesi nedir?

10 gün boyunca Hasankeyf merkez olmak üzere, Dicle ve çevresindeki doğal ve kültürel değerleri anlamak amacıyla bir ziyaret gerçekleştiren Mithat ve Banu’nun gördükleri ve yaşadıkları ile ilgili gözlem, duygu ve düşüncelerini aktarmak amaçlı yarattıkları bir platformdur bu günce. Bu iki kişi de doğaya ve insanlık tarihine olan bağlılıklarının yarattığı gözle Dicle’ye bakmışlar ve Ilısu Barajı ile yok edilmek istenilen değerleri anlamaya ve hissetmeye çalışmışlardır. Bu anlayış ve hissedişi 10 gün boyunca çeşitli görsellerle sizinle paylaşacaklar.

Banu kimdir? 

Günce yazarlarından biri olan, Banu Aydınoğlugil, Londra Üniversitesi, Arkeoloji Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca,  Çatalhöyük Araştırma Projesi’nde Proje Koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. Banu Aydınoğlugil arkeolojinin yanında, kültürel miras ve sözlü tarih gibi konularda da çalışmalar sürdürmüş olup şu anda doktora projesini baraj projeleri ve kültürel mirasın korunması üzerine yapmaktadır. 12 bin yıldır insanlık tarihine ev sahipliği yapmakta olan ve yaşayan bir höyük olan Hasankeyf,  Aydınoğlugil’in araştırmasında önemli bir yer tutmakta olup Hasankeyf’in yaşatılması ve korunması konusuna özellikle akademisyenlerin ilgisini çekmeyi hedeflemektedir.

Mithat kimdir?

Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü 2. sınıf  öğrencisi olan Mithat Marul. Doğa Derneği çalışmalarına katılıyor. Büyük Anadolu Yürüyüşü sırasında Anadolu’nun pek çok yerinde HES ve barajlarla ilgili sunum, kampanya, konferans gibi etkinliklere katıldı. Alakır Nehri Kardeşliği kardeşlerinden. Avrupa’daki Reclaim The Fields kamp ve çalışmalarını takip ediyor. mithatmarul.wordpress.com blogu üzerinden Doğa için yurttaş gazeteciliği yapma çabasında.